غير مصنف

SAHTE SİVİL MASKE İLE SURİYELİ ÖRGÜTLER

 

 

SAHTE SİVİL MASKE İLE SURİYELİ ÖRGÜTLER

Sivil Toplum Kuruluşlarının Geçen yıllarda  rejimin elinde bulunduğu bölgeler dahil olmak üzere Suriye’nin çeşitli bölgelerinde yoğunlukla yaygın olmasına rağmen, Suriye’de bulunan hakim güçlerin Sivil Toplum çalışmalarına inançlı olmadığı ve kuruluşların başında olan aktivistlerin ideolojik olarak sivil çalışma ile siyasi çalışma arasında ayrım etmekte başarısız olmalarından dolayı bu kuruluşlar sivil çalışmalarında istenilen seviyeye terakki edememiştir. Diğer taraftan çoğu kuruluşlar kendi üyelerinin Esad rejimi yandaşı ya da muhalif olarak ikiye ayrılmaları büyük boyutta bağlılıklarını yansıtmıştır. İstisnai şekilde Kendine bağımsız bir yol çizebilip kendini  siyasi saftan uzak tutabilen nadir kuruluşların yanı sıra bazı kurululuşlar solcu ya da İslamcı sloganlar kaldırırken bunların birçoğu servet toplamaya eğilim yapmıştır.

Durum o ki, bu sivil kuruluşların ortaya çıkmasının yedi yılı geride bırakması; dış müdahaleler ile savaşın parçalamış olduğu Suriye toplumunda sivil toplum bilincinin yayılmasına, siyasi ve dini taraflaşmlardan bağımsız olmadığı ve bundan kurtulamadığı dolayısıyla yetmemiştir. Bu konuya, içinde bulunduğumuz bu ayın başında Cenevre’de toplanan Sivil Toplum Kuruluşları toplantısına katıldığmda vakıf olmuştum,  kuruluşların hepsi değilse birçoğu özel olarak yardım işleri alanında etkinlik göstermekte ve bunların çoğu Esad’ın kontrolünde olan bölgelerde ve bir kısmı da Türkiye, Ürdün ve Lübnan’da kurulan mülteci kamplarında faaliyet göstermektedir.

Suriye dışında faaliyet gösteren örgüt temsilcilerinin konuşmaları haricindeki Şam’dan katılmış olan örgüt temsilcilerinin konuşmaları ile müdahalerinin çoğu Beşar Elcaferi’nin basın açıklamalarında yaptığı konuşmalarda öne sürdüğü tezlerden farklı deği idi. Toplantılara az sayıda katılıp sürü dışında öttükleri görülen örgüt temsilcileri bütün tarafların yaptığı her türlü öldürmeyi, kaçırma olaylarını, kuşatmayı ve şiddeti kınamayı içeren ılımlı konuşmalarına rağmen Şam’dan katılan örgüt temsilcilerince söz kesilmeye ve şiddetli itiraza maruz kaldılar. Bu ılımlı girişimeye karşı rejimin elinde olan bölgelerde faaliyet gösteren örgüt temsilcilerinden taraflı bir tez sunuldu. Bunlar rejimin kontrolünde olan  bölgelerdeki  insanların çekmiş olduğu sıkıntılara odaklanıp “Kefrayya ve El fuaa’ya” uygulanan kuşatmanın kaldırılmasını talep edip “Arap Suriye Ordusu” şehitlerinin ailelerine ilgi gösterilmesini istediler, ve Birleşmiş Milletlerin onlara yardım etmesi için çağırıda bulundular.

Türkiye’den katılan bir konuşmacı sadece “Kefrayya ve Elfuaa’dan” değil “ElGuta Eşşarkiyya” başta olmak üzere kuşatılmış tüm bölgelerin kuşatmasının kaldırılması gerektiğini söylediğinde, Şamlı bir katılımcı  onun sözünü keserek bu öneriye itiraz edip sözüne devam etmesini engellemek için çabalar sarf etti. Lakin salonda sürekli sesini yükseltip tehditler savuran ve konuşmacıların mütemadiyen sözünü kesmeye çalışan ve hatta beraberinde gelen arkadaşlarının ve organizasyonu yürüten kurumun bile tepkisini alan, bir sivil toplum kuruluşu temsilcisi değil de sanki güvenlik ve istihbarat şubesi adına konuşurmuş gibi bu kişinin açık açık “Eşşebbiha” gibi davranışına karşı salonda protesto sesleri yükselince muradına eremedi. Durum böyle kalmayıp Esad rejimini desteklemeyen düşünce ve tutumlara karşılık vermek için (wats app aracılığıyla) Şam’dan ona ifadeler telkin ediliyordu.

Şam’dan katılan bazı kuruluş temsilcilerinin davranışındaki büyük felaket ise, Beryrut’taki İsviçre büyük elçiliğinde meydana geldi. Bunlar İsviçre devletine  ve hatta onların İsviçreye kolayca gitmelerini sağlayacak personele ve toplantıya davet edilen Beyrut Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerine büyük saygısızlık yaparak elçlilik binasındaki masaların üzerinde bulunan beyaz kağıtlara “ya Esad ya da hiç kimse” ve “Allah, Suriye ve sadece Beşar” gibi ajitatör sloganlar yazarak eylemlerde bulundular. Bu eylemlerden rahatsızlığını gösteren elçilik yetkilileri, sloganları yazanın adının verilmemesi üzerine bütün Suriyelileri elçilik binasının dışına çıkarmak zorunda kaldı ve onlardan caddede beklemelerini taleb ettiler. Böylece, henüz daha uçağa çıkmadan evvel, arkasında saklandıkları sahte sivil maske düşmüş oldu.

Bugünkü görüntü, Son yıllarda kurulmuş olan Sivil Toplum Kuruluşlarının çokluğuna rağmen hedeflediğimiz sivil toplum görüntüsünü tamamen yansıtmamaktadır. Daha henüz cenindir ve onu koruyacak uygun bir zemin ile bağımsız sivil etkinliğe inanan bir devlete ihtiyaç duymaktadır. Zira vatandaşlardan evvel kanun egemenliğine tabi demokratik ve hukuk devleti olmadıkça sivil toplumun etkin olması mümkün değildir. Fakat Suriye rejimi daha önce olduğu gibi meslek, spor ve işçi sendikaları ile siyasi partileri kendi hizmetine kullandığı gibi Suriye’de gerçek bir sivil toplum oluşmasına asla izin vermeyecektir.

Ancak bütün bunlara rağmen, bazı sivil örgüt aktivistlerinin sarf etmiş olduğu büyük çabaları da göz ardı ya da inkar edemeyiz. Çünkü bunların bazıları kendi hayatı pahasına olsa da savaş mağdurlarına Suriye’nin değişik bölgelerinde özellikle kuşatma altında olan bölgelerde yardım temin etmeyi esirgememiştir.

مقالات ذات صلة

إغلاق